4 Şubat 2010 Perşembe

Haneler dizisi yaratıcılarından yeni oyun: Denizaltında Altı Tahammülfersa

Son dönemin popüler dizisi Haneler'in yaratıcıları olan İstanbul Kraliyet Tiyatrosu ekibinin yeni oyunu hazır. 25 Ocak'ta Ses Tiyatrosu'nda gala yapacaklar. 2005'ten beri Hastasıyız adlı oyunlarını kapalı gişe sahneleyen Ahmet Saraçoğlu, Alper Düzen, Fırat Doğruloğlu, Serhan Ernak, Barış Başar, Murat Akkoyunlu ve yazarlar Saygın Delibaş-Fethi Kantarcı, bu kez daha politik bir oyunla karşımızda: Denizaltında Altı Tahammülfersa". Oyun, IX. Lions Tiyatro Ödülleri’inde “Komedi Toplu Canlandırma” (Comedy Ensemble) ödülü de aldı.
Her biri eski arkadaş olan Ahmet Saraçoğlu, Alper Düzen, Fırat Doğruloğlu, Serhan Ernak, Barış Başar, Murat Akkoyunlu, Saygın Delibaş ve Fethi Kantarcı 2005'te kurdu İstanbul Kraliyet Tiyatrosu'nu. İsimlerini kendi aralarında yaptıkları esprilerle koydular. Sonra da ilk oyunları Hastasıyız'ı sahnelemeye başladılar.

UZUN SÜREDİR ARKADAŞ OLUNCA
SAHNEDE FARKLI BİR DİL YAKALADIK

Oyunu her zaman olduğu gibi Saygın Delibaş ve Fethi Kantarcı yazıp yönetti. Amaçları her yerde, her sahnede oynanabilecek bir oyun hazırlamaktı. Dekoru çok iddialı değildi; sadece sandalyeler... Birkaç kişi biraraya geldiği sürece her yerde sahnelenebiliyor. Bir terapi seansında geçtiği için fazla güncel espriler olmayan oyunu gündemin değişmesi çok etkilemiyor. Belki de bu yüzden beş sezondur durmaksızın sahneleniyor. "Sadece Michael Jackson'ın ölmesi bizi vurdu. Çünkü onunla ilgili bir espri vardı. Artık rahmetli Michael Jackson diyoruz" diyerek gülüyor Saygın Delibaş ve ekliyor "Seyircisi olduğu sürece Hastasıyız'ı kupon oyun gibi her yerde oynayabiliriz. Bu oyunla son üç ayda yaklaşık 35 ile gittik. Beş senedir oynadığımızı düşünürseniz neredeyse gitmediğimiz yer kalmadı. Denizaltında Altı Tahammülfersa için devlet büyüklerimiz değişik laflar ettikçe güncellemeler yapıyoruz. Ama Hastasıyız'da böyle bir şey yok." Hastasıyız'ı beş kere seyredenler bile var. Hatta Adana'ya ikinci kez gittiklerinde seyirciler oyunculardan önce replikleri söylüyormuş. Bir süre sonra oyunun kalitesini fark eden Kanal D Home Video oyunun DVD'sini çıkardı. Ekip bu durumun seyirciyi azaltacağını düşündü ama olaylar tam tersine gelişti. DVD'yi izleyenler arayıp "Ne zaman bizim şehire geleceksiniz" diye sormaya başladılar. Bunun başarıyı uzun süredir arkadaş olmaları ve kendi içlerinde farklı bir espri, dil ve anlayışı sahneye taşımalarına bağlıyorlar. "Yeni oyunda da aynı dili biraz daha genişlettik, perçinledik" diyorlar.

HANELER TİYATROMUZUN TANITIMI İÇİNDİ

Hastasıyız'ın DVD'sinden sonra İstanbul Kraliyet Tiyatrosu'na D Productions'dan teklif geldi. Kanal D'ye Hastasıyız'daki gibi komik bir şeyler yapmalarını istediler. Saygın Delibaş ve Fethi Kantarcı da Haneler dizisini yarattı: "Ferhan Şensoy'un 76'da yazdığı oyuna gönderme yapıyoruz. İsim hakkı alındı. Tabii ki birebir aynı oyun değil ama aynı özellikleri taşıyor. Her bir skeç, belli bir hanede geçiyor. Bunu tiyatro sahnesine taşımamız için izleyiciden istek geliyor ama aklımızdaki plan bu değil. Haneler'in İstanbul Kraliyet Tiyatrosu'na, oyunlarımıza etkisi, izlenebilirliğimiz daha da artsın istedik. Tiyatroya gelenlerin bazıları daha çok eğlendiklerini bile söylüyor. Çünkü orada daha özgürüz. Hem yazarlar, hem de oyuncular istedikleri gibi eleştiri, yorum katabiliyorlar oyuna. Bu da halka biraz daha yaklaşmamızı sağlıyor."

Ahmet Saraçoğlu
KENDİ KRALLIĞIMIZI İLAN ETTİK
2005'te tiyatroyu kurduğumuzda ismi belirsizdi. Saygın, hem bizi ifade eden, hem de biraz değişik, akılda kalıcı "Royal Shakespeare Company" gibi bir şey olsun dedi. Bunun üzerine İstanbul Kraliyet Tiyatrosu olsun diye espriler yaptık, sonunda da öyle oldu. "Çok mu iddialı oldu acaba" diye düşündük ama bu ismi duyan herkesin yüzünde bir gülümseme oluştuğunu görünce hoşumuza gitti. İlk soruları "Kraliyet mi" oluyordu. Kendi krallığımızı ilan ettik gibi oldu. Kendi kendimizi ti'ye almamız, kendimizle dalga geçmemiz olarak da görülebilir.


DENİZALTINDA NELER OLUYOR
Eski, miadını doldurmuş “Dübür Bey” adlı denizaltının, jilet olmak için Hindistan'a çıktığı son seferin hikâyesi anlatılıyor Denizaltında Altı Tahammülfersa'da. Radarı söktürüp onun parası ile denizaltıya Digitürk taktıran ve gemi kaptanlığından bezmiş olan Kaptan Baykal önderliğinde çıkılan bu son seferde, mürettebatın başına bir deniz yolculuğunda olması imkânsız olan ne varsa gelir. “Dübür Bey”in, hepsi birbirinden farklı özelliklere sahip mürettebatı oyun boyunca zaman zaman; durumu pek de parlak olmayan ülkemiz gerçeğine ve siyasi durumlara da dokunduruyor.

OYUNCULAR KARAKTERLERİNİ ANLATTI
Serhan Ernak - Baykal Kaptan:
Gayet gevşek rahat hiç bir şeyi umursamayan asıl kaptan. hiç bir olaya bulaşmıyor, elini taşın altına sokmuyor. Aslında bu gevşekliği oyunun başından beri huzursuzluk veriyor. Ama sonunda tecrübesi gereği karışıklıkları o toparlıyor.
Ahmet Saraçoğlu - 2. Kaptan Tarık: Baykal Kaptan'ın gemideki gevşekliğinden sıkılıyor. İşine ciddi bakıyor ama 2. kaptan olmanın ezikliğini de yaşıyor. Bu yüzden de darbe yapıp bundan sonra kaptan benim diyor ama sonra kendisi de işin içinden çıkamadığından yeniden seçime gidiliyor.
Alper Düzen - Kıdemli Üsteğmen Batıray Poyraz: Gemide geçmişinde askerlik olan tek kişi. Adı gibi Batıray, tam bir asker. Görev, aksiyon adamı. Gemideki darbelere en çok sevinen kişi.
Fırat Doğruloğlu - Çevreci Prens Tibet: Hayata karşı çok tutarlı olmayan, Greenpeace gönüllüsü bir arkadaş. Sürekli çuvallayan, bir baltaya sap olamamış biri. Son tökezlemesini de düzeltmek üzere kendince çok büyük bir misyon üstlenerek denizaltında göreve başlıyor. Ama yine çuvallıyor.
Barış Başar - Aşçı Seyfi: Kendini bilmez, ne zaman ne yapacağı belli olmayan, çıkarcı, kralcı, her devrin adamı bir karakter. Denizaltında kötü günler başladığında ilk önce Allah'a sığınan bir karakteri oynuyorum.
Murat Akkoyunlu - Makine Mühendisi Neptün: Üniversiteden makine bölümünden mezun olup her mühendis gibi iş bulamayıp denizaltında çalışmaya başlamış biri. Sorunları pratik zekasıyla çözmeye çalışıyor ama beceremiyor. Makine dairesine girmeye bile korkuyor.


Fırat Doğruloğlu
ABDURRAHMAN PALAY'IN KIZI TEBRİK ETTİ
Kadir İnanır'ı taklit ettiğim söylentileri doğru değil. O skeç, Yaban karakteri üzerine kurgulanmıştı. Yazar Saygın Delibaş'la skeci konuştuğumuzun gecesinde ben de pek çok ayrıntıyı biraraya getirerek keyifli hale sokmak istedim karakteri. Sadece Kadir İnanır değildi. Çünkü zaten Saygın da, ben de İnanır'ın oynadığı Yaban karakteri üzerine yoğunlaşmıştık. Rahmetli Abdurrahman Palay'ın ses yorumunu kattım bu karakterin üzerine. Zaten daha çok beğenilen şey de bu oldu. Sonra da Yaban'ın üzerinden bütün klişeleri ti'ye alan bir skeç haline geldi. Bu karakterle ilgili rahmetli Abdurrahman Palay'ın kızı bir arkadaşımla tanışıyor. O anlattı. Palay'ın kızı mutfakta bir şeylerle uğraşırken televizyondan gelen konuşma sesini babasının sanıp hemen odaya koşmuş hangi film diye bakmak için ama beni görünce şoka girmiş. Hemen tebriklerini göndermiş.
Yüksel Altuğ'un programındaki şakaya inanmadım, çok da inandırıcı değildi zaten. Ama söz konusu olan isim Kadir İnanır ve bir canlı yayında olduğumuz için tavrımı hiç bozmadım. Kadir İnanır'a büyük saygım olduğunu her zaman söylerim. Mümkün olduğunca olgun davranmaya çalıştım. Sadece Yavuz Seçkin'in ağır, gereksiz laflar etmeye başladığı bölümlerde bozuldum. Yoksa Kadir İnanır'ın programa bu şekilde bağlanacağı aklımın ucundan bile geçmedi.


TÜKENMEDEN YERİNİZİ AYIRTIN
Haneler dizisinin yaratıcısı İstanbul Kraliyet Tiyatrosu'nun sahnelediği Denizaltında Altı Tahammülfersa, 5-9-10-11-12-20 Şubat'ta. Henüz izlemeyenler için Hastasıyız adlı oyun da 15-16 Şubat'ta. Ayrıntılı bilgi www.istanbulkraliyettiyatrosu.com'da.

(Yazı: Deniz İNCEOĞLU Fotoğraf: Selçuk ŞAMİLOĞLU - Hürriyet Keyif - 17.01.2010)

1 yorum:

  1. çok teşekkürler bu tiyatrı hakkında eleştiri yazmam gerekiyordu bunlar işime çok yarayacak

    YanıtlaSil