İKSV etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
İKSV etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

17 Ekim 2011 Pazartesi

Şapkayı önünüze alıp bir kez daha düşünün

 Biliyorum bu yazıyı okuyan pek çok tiyatrocu dostum, tanıdığım ya da tanımadıklarım bana biraz kızacak.
"Ama yazmadan duramadım" derler ya, işte o moddayım...
Ne yazık ki yurtdışında tiyatro izleme fırsatını çok yakalayamıyorum. Bunun için Türkler'in sahnelediği oyunlarla karşılaştırma fırsatım da olmuyor.
Ama sağolsun İKSV (İstanbul Kültür Sanat Vakfı) hem tiyatro festivali, hem de özel davetlerle bize bu imkanı İstanbul'da sağlıyor.
Tıpkı geçen hafta Kevin Spacey'yi davet ettiği gibi...
"Allahım o neydi öyle", "Nasıl bir oyunculuk, nasıl bir kurgu" demek, sanırım durumu en net şekilde özetliyor.
Evet, pazar akşamı Kevin Spacey'nin III. Richard oyununu seyrettikten sonra aklıma ilk düşen bunlar oldu.
Bir de, yanımdaki birkaç kişiyle birlikte, ne yazık ki şunu söyledik "Türkiye'dekilerin çoğu bu işi bırakmalı."
Yalan yok, gerçek düşüncelerimiz bunlar...
Çünkü, "Ben çok iyi oyuncuyum", "Aman da bakın ne kadar iyi işler çıkartıyorum" diyenlerin, şapkasını önüne alıp şöyle bir kez daha adamakıllı düşünmesi gerekiyor.
Neden mi...
Kevin Spacey, tam 52 yaşında!
III. Richard'da, neredeyse tüm sahnelerde vardı, yaklaşık üç buçuk saat oynadı.
Üstelik tek ayağı, sakat gibi, yamuk dururken. İnadımdan oyunun bir süresinde sadece ayağını izledim, acaba yamuk bacağının topuğunu yere değdirecek mi, diye.
Ama hayır, indirmedi. Hiç dinlenmedi.
En gür sesi, en zor mimikleri, en dikkatli oyunculuğu sergiledi.
Çünkü, dünyanın önde gelen Hollywood yıldızlarından biri olsa, çok paralar kazansa da, nereden geldiğini unutmayan bir oyuncu Spacey. Tiyatroya olan saygısı ve sevgisi belli ki hiç tükenmemiş. Hâlâ izleyicisiyle televizyon ya da beyazperdede değil, canlı canlı buluşmak için uğraşıyor.
Burada yönetmen Sam Mendes'in payını da unutmamak lazım.
Özellikle ikinci perdedeki savaş sahnesini kurgulayışı, bizi bizden aldı. Akılları karıştırmadan aynı sahnede iki komutan ve askerleri gösterişi, gerçekten başarılıydı.
Evet, ne demiştik...
Şapkayı önümüze alıp bir kez daha düşünmemiz lazım!

(Deniz İNCEOĞLU - 15.10.2011 - Hürriyet Keyif)



14 Mart 2009 Cumartesi

200 film için geri sayım başladı

İstanbul Kültür Sanat Vakfı'nın Akbank sponsorluğunda 4-19 Nisan tarihleri arasında düzenleyeceği 28. Uluslararası İstanbul Film Festivali'nin biletleri 21 Mart'ta satışa çıkacak. Film tutkunlarının öncesinde yapacağı araştırma için hazırlanan kitapçıklarsa bugün itibariyle 2.5 TL'ye Emek, Atlas, Beyoğlu, Yeni Rüya ve Rexx sinemalarının gişelerinden alınabilecek. 3 Nisan akşamı Fransız yönetmen Philippe Lioret'in mülteci sorunlarına değinen Hoşgeldiniz filmiyle Lütfi Kırdar Kongre ve Sergi Sarayı'nda açılacak festivalde yine birbirinden ilginç ve yeni bölümler olacak. Bu yılki Sinema Onur Ödülleri üç kişiye verilecek: Eleştirmen, arşivci ve yazar Agâh Özgüç, oyuncu Hale Soygazi ve yönetmen Erdoğan Tokatlı.

Geçen yıl 170 bin izleyiciyle kendi rekorunu kırmıştı Uluslararası İstanbul Film Festivali. Bu yıl da hem bünyesine dahil ettiği sinema salonları, hem de seçtiği bölümlerle bu rekorun da üzerine çıkacak gibi görünüyor. Dünya Festivallerinden, Genç Ustalar ve Mayınlı Bölge gibi geleneksel bölümlerinin yanına bu yıl "Gümüş Ülke, Altın Sinema: Arjantin”, “Aşk Olsun”, “Asiler, Azizler, Aşıklar” ve “Anılarına” gibi yeni bölümler eklendi. Tabi ki sinemacıların katılacağı söyleşiler, atölye çalışmaları, sinema dersleri ve partilere bu yıl da devam.

ASİLER Mİ, AZİZLER Mİ
AŞIKLAR MI?

Festivalin en ilginç başlıklarından biri, bu yıl keşfedilen "Asiler, Azizler, Aşıklar" gibi görünüyor. Harvard Üniversitesi Tarih Profesörü Cemal Kafadar küratörlüğünde düzenlenen bölümde 11 yönetmenin 12 filmi gösterilecek. Her birinde isyan, ermişlik, aşk ve şiirin doğası üzerine kafa yormamız bekleniyor.
Tarihin belki de en çok tanınan azizesi Jan Dark’ın son saatlerini Carl Th. Dreyer’in kamerasından anlatan Jeanne D'Arc'ın Tutkusu merak uyandırıyor. 1928 yapımı bu sessiz filmin bütününü içeren tek kopyası 1980'de bulunmuştu. Özgün kamera kullanımı, yakın plan çekimleri ve çarpıcı kadrajlarıyla Jan Dark’ın Tutkusu’nu beyazperdede büyük ekranda izlemek farklı bir deneyim olacak.
Sinema tarihinin baştan sona Latince çekilmiş ilk filmi olan Sebastiane de bu bölümde. Yönetmenleri Derek Jarman ve Paul Humfress, Rönesans resimlerini andıran nefes kesici görsel düzenlemelerle hem çok tartışılan, hem de çok övülen bir tarihi filme imza atmışlar. “Asiler, Azizler, Aşıklar” bölümünde 11 Nisan saat 13.30’da Akbank Sanat’ta aynı zamanda bölümün de küratörlüğünü üstlenen Cemal Kafadar’ın konuşmacı olarak katılacağı bir söyleşi gerçekleştirilecek.

HER GECE BİR GALAYA DAVETLİSİNİZ

Festivalin ilk haftasında her akşam saat 21.30'da Emek Sineması'nda bir filmin galası yapılacak. 9 filmin gösterileceği Akbank Galaları'nda en merakla beklenen film tabi ki yönetmen Gus Van Sant'ın Milk'i. Çünkü Oscar ödüllerinde büyük bir övgüyle En İyi Erkek Oyuncu Ödülü'nü alan Sean Penn'in Harvey Milk'i ne kadar iyi canlandırdığını görebileceğiz. Hatırlarsanız Robert de Niro sunuşu yaparken oyunculuğunu övmek için "Yıllardır sert rollerde oynayarak gerçek kimliğini bizden saklıyormuş" demişti.
Bölümün diğer ilgi çeken filmi, İtalya'da yedi kez başbakanlık yapmış Giulio Andreotti'nin hayatının 40 yılını anlatan Il Divo. Cannes'da Jüri Özel Ödülü'nü alan film, özellikle politikayı sevenler için ideal.

ALTIN LALE HEYECANI İKİYE KATLANDI

Festivalin Altın Lale Ödülü bu yıldan itibaren Uluslararası Yarışma’nın yanı sıra Ulusal Yarışma kapsamında da verilmeye başlanıyor. Uluslararası Yarışma bölümünde Altın Lale için bu yıl 12 film yarışacak. Bulgar yönetmen Javor Gardev’in Moskova Film Festivali’nde En İyi Yönetmen Ödülü’nü kazanan ilk filmi Zift de yer alıyor. Bulgaristan’ın Oscar adayı olan ZİFT, 1940’ların kara filmlerini andıran heyecanlı bir polisiye. Dominique Abel, Fiona Gordon ve Bruno Romy’nin ortaklaşa yazıp yönettiği Rumba minimum diyalogları ve hareketli müzikleriyle dikkat çekiyor. Jacques Tati’nin tarzını anımsatan filmin başrollerinde yönetmenlerin kendileri rol alıyor. Steve Jacobs’ın Nobel ödüllü yazar J.M. Coetzee’nin romanından beyazperdeye uyarladığı Utanç, izlenmesi gereken diğer bir yarışma filmi. Uluslararası Yarışma’da Türkiye’yi bu yıl Süt filmiyle Semih Kaplanoğlu temsil edecek.
Bu yıl ilk kez Altın Lale için yarışılacak Ulusal Yarışma'da ise 14 Türk filmi olacak. En İyi Film, En İyi Yönetmen, En İyi Kadın Oyuncu ve En İyi Erkek Oyuncu ödüllerine bu yıl En İyi Senaryo, En İyi Görüntü Yönetmeni ve En İyi Müzik ödülleri de eklendi.


BİLETLERE ZAM YOK
Tam 10, indirimli 7 TL
Filmler bu yıl Beyoğlu’nda Emek, Atlas, Beyoğlu, Yeni Rüya, Pera Müzesi Sineması ile Kadıköy’de Rexx sineması ve hafta sonları Nişantaşı CityLife Cinema (City’s) olmak üzere toplam 7 sinemada gösterilecek. 21 Mart'ta satışa çıkacak biletlerin fiyatlarıysa değiştirilmedi: tam 10 TL, öğrenci ile 65 yaş ve üstü 7 TL. Festivalde hafta içi gündüz seansları ise yalnızca 3.50 TL. Akbank Galaları’nın bilet fiyatları 15 TL. Festivalin Türk Sineması bölümünde yer alan filmler için de bilet fiyatı tüm seanslarda yine 3.50 TL olacak. Biletler, Beyoğlu’nda Emek ve Atlas ile Kadıköy’de Rexx sinemalarında açılacak gişelerden ve Biletix’ten satın alabilecek.


(Deniz İnceoğlu - Hürriyet Keyif 15.3.2009)